Abdi İbrahim İlaç Sanayi Yetkililerine Mektup!

Kategoriler: Cici Yazılar, Uyarilar

Sayın Abdi İbrahim İlaç Sanayi Yetkilileri;

Pedagoji Derneği olarak, çocuklarımızı ilgilendiren her konuda değerlendirmeler yaparak bunu ilgili kurum, kuruluş, özel ve tüzel kişiler ve kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliyoruz. Reklamlar, bilgi vermenin yanı sıra ‘algı yönetimi’ işlevi de görmektedir. ‘Tıkalı Buruna Bruno’ isimli reklam filminiz çocukları ilgilendirmektedir. Yayınlamış olduğunuz reklamı, algı yönetimi açısından değerlendirdiğimizde, reklamınızın ebeveyn/çocuk ilişkisini olumsuz etkilediğini düşüyoruz. Bu reklamınıza dair görüşlerimiz aşağıdaki gibidir.

Reklamınız, bir çocuğun ağzından dökülen “Bizim amacımız ilgi çekmek!” cümlesi ile başlıyor. Şüphesiz çocuklar, hayata tutunabilmek için baba-annesinin samimi ilgisine ihtiyaç duyarlar. ‘İhtiyaç duyarlar’ diyoruzçünkü çocukların bebeklik döneminde isteklerden öte ihtiyaçları vardır. Çocuk ilgi istemez, ilgiye ihtiyaç duyar. Ağlar çünkü ihtiyaçları karşılanmamıştır. Reklamınız çocukların bu en doğal ihtiyacını olan ilgiyi sanki bir amaç, istek gibi lanse etmektedir. Çocukların istekleri karşılanmayabilir, ancak ihtiyaçları her zaman karşılanmalıdır. Reklamı izleyen anne-babalar çocuğun ilgi ihtiyacı için ağlamasını, oyuncak isterken yaptığı ağlama ile eşleştirebilmektedir. Zihninde bu eşleştirmeyi yapan baba-anneler çocukların ihtiyaçtan kaynaklanan ağlamalarını gereksiz görüp duyarsız kalabilmektedir. “Aman canım, bırak ağlasın! İlgi istiyor” cümlesi zaten toplumumuzda yaygınken, çocuğun ilgi ihtiyacını, şımarık bir oyuncak isteği gibi lanse etmek doğru değildir.

Reklam filmindeki çocuk, “O anne, gecede 5 kere yanıma gelecek” derken hiç de masum değildir. Oysa çocuğun, annesini yanına çağırması bir patronun verdiği emir değil, bir ihtiyacın sonucudur. Ürününüzü alsın-almasın reklamınızı seyreden herkesin, algı yönetimi yoluyla bu cümledeki alt mesajı alması muhtemeldir ve bu alt mesaj maalesef olumsuzdur. Çocuklarına can-ı gönülden hizmet etmekten memnun olduğunu bildiğimiz annelere, ‘Hayır! O küçük canavarlar sizi parmağında oynatıyor; sizin haberiniz bile yok’ şeklinde bir mesaj verilmektedir. Bu mesajın baba-anne ve çocuk arasındaki bağlılık duygusunu zedeleyeceğini düşünmekteyiz.

Ayrıca reklamınız çocuğa dair masumluk algısını bozmakta, bizleri ‘masum çocuk’ algısından ‘patron çocuk’ algısına sürüklemektedir. “Annem rahat etsin diye bütün gece uyuyamam” şeklinde kabadayı ağzı ile söylenen cümle, çocukları annesine rahatsızlık vermek için yaşayan narsist bir varlıkmışçasına lanse etmektedir. Bu yaklaşım ebeveyn-çocuk arasındaki ‘güvenli bağlanma’ya da zarar vermektedir.  Stres ve özellikle de kaygı, ‘güvenli bağlanma duygusu’nu zedeleyen temel faktördür. Reklamınızda masum çocuklar baba-anneler için bir stres kaynağı olarak gösterilmekte, üstelik stresi ‘bilerek, isteyerek, hatta inat olsun diye’ oluşturdukları izlenimi verilmektedir. Bu durum bağlılık duygusunu iyiden iyiye zedelenmektedir.

Uluslararası Reklam Uygulama Esasları’nın 18. maddesi “Çocuklara ve gençlere yönelik ya da onları konu alan pazarlama iletişimi gerçekleştirilirken, çok dikkatli olunmalı ve ayrı bir özen gösterilmelidir.” der ve devam eder: Bu tarz iletişimler ebeveynlerin sorumluluklarını, değerlendirmelerini sarsacak beyanlarda bulunamaz. Söz konusu reklamınız açık bir şekilde bu maddeyi ihlal etmektedir.

Baba ve annelerin çocuğa yönelik algısını olumsuz etkileyebilecek olan reklam filminizi yayından kaldırmanızı talep ediyor ve çocuğu konu alan tüm reklamlarınızda, daha hassas ve duyarlı davranmanızı temenni ediyoruz.

Saygılarımızla…

Kaynak: pedagojidernegi.com

Bunlar da ilginizi çekebilir :)

4 comments

1 Nur { 10.24.12 at 4:59 am }

Çok güzel bir ihtar olmuş, bebeğim burnu tıkalı olduğu için uyuyamaz bir sağa bir sola dönüp en sonunda ağlayıp beni çağırırken nasıl olur da beni uykumdan uyandırmak için kasıtlı ağladığını düşünebilirim ki..
Reklam ilk izlenildiğinde komik görünüyor alttaki mesaj algılanmıyor ama izledikçe oradaki bebeklere bir antipati hissediyor insan.
Ki bunu kendi çocuğuna da hissedecek insanlar vardır, reklamlar her kesimden insana hitap etmeli, yerinde bir uyarı olur. Umarım dikkate alır ve anne-baba bebek ilişkisini daha iyi yansıtacak reklam filmi çekerler. Bebek çetesi baya bir itici..
Bir de şu salam sucuk tarzı reklamlara el atan olsa ne iyi olur değil mi?
Güzel paylaşım teşekkürler..

2 inciminci { 10.25.12 at 7:15 am }

Aslında bu tür reklamların pedagojik denetimden geçmesi lazım. Benim oğlum da evde “o burun tıkanacak arkadaş!”diye gezip duruyor. Ebeveynler de çocuklar da etkinlenmeye çok müsait…

3 Nur { 10.30.12 at 3:53 am }

Burnunu şöyle bir mıncırıverin :) Herşeyi de öğreniyorlar ama benim oğlum 11 aylık eline kazara telefon geçerse hemen kulağına götürüp bişeyler konuşmaya çalışıyor, Iphonu parmağıyla ekranına dokunuyor bizim gibi. Yani algıları o kadar açıkki, herşey biz ebeveynlere kalıyor. Allah yardımcımız olsun, televizyondaki her reklamı, her programı değiştirme imkanına sahip değiliz, çocuklara yasak koymakta çözüm değil daha da yatkın oluyorlar. Telefonu eline almasın (diş kaşıyıcı olarak görüyoruz gerçi) diye “cıs, pis, kaka” demek çözüm olmuyor malesef…
Not: Nezihe hanım bu arada inşallah bahara doğru bir kitabım çıkıyor benimde Muştu yayınlarından hayırlısıyla , Yazar-çizer olarak ilklerden olacak sanırım. Çıktığında yakından fikirlerinizi almak isterim :)

4 inciminci { 10.30.12 at 4:02 am }

Hayırlı olsun. Ne güzel bir bekleyiştir bu şimdi sizin için.. :) Nasip olursa ben de görmek, çalışmalarınızdan istifade etmek isterim. :) Tekrar hayırlı olsun.

Yorum birak