Geçen pazar bir kaç aile grup olarak washington eyaletini gezmeye gittik. Asıl amacımız orada bulunan bir Türk okulunu ziyaret etmek ve gene gurbetci Türk arkadaşların organize ettiği kermese katılmaktı. Tabii oralara kadar gitmişken eyaletide söyle bir gezdik. İşte o günden ilgi çekici kareler...
İlk durağımız resimde gördüğünüz yer. Amerikada bulunan en iyi Türk okullarından biri. Yaklaşık 120 öğrencisi var ve yarıya yakını Türk. Ama benim asıl ilgi alanım okulun anasınıfıydı. Elimde fotoğraf makinesi yol boyunca çekeceğim karelerin hayalini kurdum. Sonuç tam bir hayal kırıklığı... :( Anaokulu binası biraz daha aşağıda ve pazar günü olması sebebiyle kapalıydı. :( Bende diğer sınıfların resimlerini çektim.
Sınıfın en ibretli kısmı... :)
Her sınıfta birer tane akıllı tahta var. Kıskandık doğrusu... :)
Burasıda farklı bir sınıf... Her öğretmen sınıfını istediği gibi dizayn edebiliyor. Okul gezimiz kısa sürdüğü için malesef bu kadar fotoğraf çekebildim. Olduğu kadar artık... :)
Burasıda ikinci durağımız... Washington'un en yeni camiilerinden biri. Dışarıdan ev gibi duruyordu. İçine girince baya bir şaşırdık. Bizim camiilerimize ne kadar benziyor öyle değil mi? :) Özellikle camii imamının bir Kuranı Kerim okuyuşu vardı... Tek kelime ile mest olduk. Tabii ayrı bir incelikte hanımlar kısmındaki açık büfeydi. :) Oh dedim ne güzel sakin, sessiz, huzurlu bir ortam. Çocuklarıda salalım biraz rahat edelim. Daha laf ağzımdan yeni çıkmıştıki........................

Bu gördüğünüz saat benim küçük oğlumun üzerine devrildi. :( Sadece bir anlık bir dalgınlık ve inanılmaz bir gürültü ile... Saati duvara sabitlememişler. Arkamı döndüğümde Kerem saatin altındaydı. Nasıl koştum, nasıl aldım üzerinden, nasıl sarıldım ona hiç bir şey hatırlamıyorum. Kerem çok ağlıyordu. İki yerden başına, birde ensesine darbe almış oğlum. Hemen gerekli ilk müdehaleyi yaptık. Allah'tan başının tehlikeli sayılabilecek yerlerine gelmemişti saat. Ve yine verilmiş sadakamız varmışki üzerine düşen cam kapak kırılmayıp komple içeri göçtü. Şükürler olsun... Ben uzun süre kendime gelemedim ama Kerem 20 dk sonra mescitde koşturmaya başlamıştı bile. :) Moraller biraz bozuldu ama Kerem'in enerjisi ile geziye kaldığımız yerden devam ettik. İşte sıradaki durağımız...

Uzun bir yolculuk, ardından yapılan yorucu ziyaretler haliyle mideleri baya bir guruldattı. :) Hele hele işin içinde maharetli Türk ablalarımın ve abilerimin ellerinden çıkan geleneksel Türk yemekleri söz konusu olunca, soluğu yemek kermesinde aldık. :) Kapıda bir sürü küçük kız ellerinde pankartlarla "Türk yemekleri satılıyor!" diye bağırıyorlardı. :) Amerikalılarda işlerini biliyor tabii. Onlarda baya bir nasiplendiler yemeklerden. :)

Bende boş durmadım tabii... :) Eşim içlik köftelere, ben ise yapmayı gözümde çok büyüttüğüm sarmalara saldırdım. :) Hazır önümüze gelmişken dolduralım hazneyi değil mi ama... :) Kerem için ise mantı aldık. Hasılı hepimiz tadına tuzuna hasret kaldığımız yiyecekleri yedik, içtik ve şükrettik. Sonra Türk kahvesinin buram buram kokusu geldi burnumuza. Arkadaşla birde oturup orta şekerli bir kahve içtik. Biraz hüzün kapladı sanki sonra içimi. Herşeyini özlemişim ülkemin. Etrafta Türkçe konuşan insanları görmek, Türk yemeklerinin kokusunu almak beni çok uzaklara götürdü. Biraz hüzün, biraz mutluluk şaşkınlık hali vardı işte...
Çayımızda vardı tabii... :) Hemde 1 dolar! :))
Ve günün en eğlenceli durağına geldik efendim. Burası Türk Kültür Merkezi... Bu gördüğünüz Amerikalı hatunlarda, Türk yemekleri kursunun öğrencileri. :)) Bugün mantı yapmasını öğreniyorlar. Ama yaparkende baya bir eğleniyorlar. :)
Hazır mantı alan biri olarak bu hanimlari görünce kendimden utandım. :P Allah'tan eşim görmedi. ;) Yoksa bizim buradaki kursun ilk müşterisi ben olabilirdim. :)
Ve işte sonuç! Good job girlls! :)
Buralara kadar gelmişken Washington'u gezmemek olmazdı. Ama gittğimiz yerdede bizi bakleyen başka süprizler vardı. :) Binlerce insanın yani Amerikada göçmen olarak yaşayan binlerce insanın proteste gösterileri arasında bulduk kendimizi... :) Obamaya inceden inceden göndermelerde bulunuyorlardı. :) İşte o kareler...
Ve gün bitti. :) Ama ziyaretlerimiz bitmedi. :) Bir kaç ufak ziyaret daha yaptık. Sonra karınlarımız gene acıktı. Yoldada pakistanlı din kardeşlerimizin sahibi olduğu bir restoranttan yiyecek aldık.
Ve evimizin yolunu tuttuk.
Buram buram vatan kokan güzel ama bir o kadarda yorucu bir günüde hatıralar arasına kattık.
21.03.2010